Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.


Ekol Hoca
Konu İsmi : Müşrik
Bilgi: Konu İle İLgili Yorumlarınızı Belirtebilir, İlave Ek Katkı Sağlayabilirsiniz, İstediğiniz Gibi Faydalanabilirsiniz

Googlede Arat : Müşrik

Rastgele Konu: Magna Carta Libertatum
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Müşrik  (Okunma Sayısı 218 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ebû_Davud



Süper Üye

*****


Üye No : 5

Cinsiyet : Bay

Nerden : Evden :)

Konu  : 1244

Mesaj : 3293

Aldığı Teşekkür: 150
www.maviekspres.com
Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« : 25 Temmuz 2008, 22:12:38 »



 MÜŞRİK
 
Allah'a zatında, sıfatlarında, isim ve fiil­lerinde şu veya bu şekilde ortak koşan, yani tüm kainat üzerinde gerçek etki, hakimiyet ve tasarruf noktasında Allah'tan başka bir veya birden fazla ilah, rabb ve melik tanı­yan kişi.

Allah, varlığı kendinden ve zorunlu, za­mandan uzak, ezeli ve ebedi, yarattığı bütün varlıklara benzemez ve kendi kendine, bakî, ilim, kudret, irade, kelam, görme, işitme ve yaratma sahibi ve en güzel isimleri olan, bü­tün gezegenler, yerler ve gökler, İnsanlar, melekler, cinler, bitkiler ve hayvanlar, kısa­cası içindeki bütün varlıklarla kainatın ye­gane ilahı, yegane Rabbı ve yegane Maliki ve Melik'idir. Yaratan O'dur, her şey O'nun-dur; yarattıklarını nzıklandıran, öldüren, dirilten, göğüslerdekine, insanın en gizli düşünce ve niyeücrinc varıncaya kadar her şeyi bilen, bir kayanın, bir dağın en derin­liklerinde gizli en küçük mikroskobik var­lıklara varıncaya kadar her şeyi gören, en gizli sesleri bile işiten, acz ve mertebe karış­madığından kendisine bir kürenin yaratıl­ması ve tüm kainatın idaresi bir zerreninki kadar kolay gelen Kudreü'nin her şeye yet­tiği, izni ve bilgisi dışında bir yaprağın bile oynamadığı, Zaüyla müteal (aşkın) sıfat ve isim ve fiilleriyle hazır ve nazır, her varlığa

kendinden, özünden daha yakın, gözlerin kendisini göremediği, ama Kendisi bütün gözleri gören, bilinmeyen, fakat eserleriyle, fiil-isim ve sıfatlarıyla tanınan (ma'ruftur, malum değildir) Allah, zerreden kürreye, insandan meleklere bütün Kainat'ın tasarru­funu da elinde tutmaktadır. Bu nedenle, külli ve mutlak iradesi'nden cüz'i bir irade verdiği İnsanlar ve cinler dışındaki bütün varlıklar kendiliklerinden ve isteyerek O'na itaat ederler ve O'nun emirlerini, koymuş olduğu hükümleri aksamadan yerine geti­rirler. Bazılarının sandığı gibi, kainattaki kompütür değildirler. Belki, Allah, her var­lığa hayatıyla, fonksiyonuyla uygun öylesi­ne ince cihazlar vermiştir ki, her varlık bu cihazlarla her an kesintisizce O'nun 'vahy'ini, emirlerini alır ve yerine getirir; çünkü, Allah kainat üzerinde en küçük var­lıklardan en büyüklerine kadar tasarruf ve tecelli halindedir. Ancak, irade sahibi in­sanlar ve cinlerdir ki, O'nun tekvini (yaratı­lışla ilgili ve Meşiete dayalı) değil de, teşrii (yasa ifade eden) emir ve yasaklarım gün­lük hayatlarında uygulamayabilirler; irade sahibi olmaları kendilerine bu noktada cüz'i-kısmi bir serbestlik vermiştir. Tüm di­ğer varlıklar ise, O'nun hem tekvini, hem teşrii emirlerini çok büyük oranda yerine getirirler ve Onun hükmünden dışan çık­mazlar. (Burada, insan dışındaki tüm diğer varlıklarında ayn ayn ümmetler oluşturdu­ğu ve hayatlarında kendilerine has bir Şeri­at1 in, yasaların söz konusu olduğu hatırlan­malıdır.) İnsanların ve cinlerin yaratıcısı, yaşatıcısı, rızıklandıram, öldüreni ve Öl­dükten sonra diriltip, dünya hayatında yap­tıklarından dolayı hesaba çekecek olanı da yine Allah olduğundan, insana düşense, yeryüzünün halifesi olarak, O'nun hükümlerini uygulayıp, hem kendi hayatında, hem yeryüzünde fesad yerine sulhu hakim kıl­mak olduğundan, yeryüzünde insanların da cinlerin de hayatında hüküm yine ancak Al­lah'a aittir.

Allah'tan başka yaratan ve yaratmada ro­lü ve etkisi olan, Allah'tan başka nzk veren, Allah'tan başka yaratan ve öldüren, kısacası kainat üzerinde Allah'tan başka tasarruf sa­hibi bir başka varlık tanıyan her kim olursa olsun, müşriktir. Yağmurun yağmasında, güneşin, ayın, yıldızların, kısaca bütün ge­zegenlerin hareketlerinde, havanın soğu­yup ısınmasında, tohumun ve çekirdeğin çimlenip bitki olmasında, insanın doğup, yaşayıp ölmesinde, bir yaprağın hayatına ve hareketlerine varıncaya kadar kainat'ta olup biten her şeyde tesadüf, çelişki, zorun­luluk gibi hayali etkiler varsaymak, hiçbir harici varlıkları bulunmayan ve bütünüyle itibari (nominal) ve temelde İlahi Kanunlar veya adetler olan 'tabiat kanunlan'na gerçek tesir ve mutlaktık vermek ve aynı şekilde birtakım 'bilimsel yasalar'ı ve tabiatı itibari-liktcn gerçeğe, edilgenlikten etkenliğe, san'at olmaktan sâni' (san'atkâr, yapan) ve malbu' (basılmış) olmaktan tabi' (basan) ol­maya çıkarmak şirktir ve bunları yapan da müşriktir. Yine, gerek kainat'ta olup biten­lerde, gerekse sözgelimi kişilerin hidaye­tinde, yanı İslam'a girişlerinde ve birtakım olaylarda peygamberleri, velileri, kahra­manları, Allah'ın kullandığı sebepler ol­maktan müsebbib olmaya çıkarmak ve on­lara gerçek tesir vermek de şirktir ve bunlan yapan müşriktir. Peygamberlerin mucize­lerinde ve velilerin kerametlerinde, pey­gamberleri ve velileri mucize ve kerametle­rin gerçek sahibi ve yaratanı görmek de Şirktir. Ayrıca, çok önemli bir şirk d'iha vardır ki, bu da insanların günlük sosyal hayat­larında ortaya çıkmaktadır. Yeryüzünde, insan hayatında da gerçek tasarruf ve hü­küm Allah'a aittir; kişinin kahramanlığı, makamı, adı, soyu önce veya sonra doğmuş olması, rengi, kısacası hiçbir özelliği hü­küm ve tasarrufu ele geçirmesinde en ufak bir tesire sahip olmayıp, bu yetki hiçbir za­man belli kabile, ulus veya kavme de verile­mez. İnsanların idari, sosyal, ekonomik, bi­reysel, kısacası hayatlarının her alanında hüküm koyma yetkisini İslam Allah'a ver­miştir ve bu hak ve yetki Allah'ındır. İnsan başkalarının değil, ancak Allah'ın kuludur; bu bakımdan, kulluk ancak Allah'a yapılır, ancak O'nun Önünde baş eğilip, ancak O'nun önünde secdeye kapanılır. Bu yüz­den, insanların dünya hayatlarında kendi nefislerine, yani heva, arzu ve tutkularına ve başka insanların kendi adlarına veya ulus adına ya da topyekün bir ulusun kendi adına koydukları hükümlere kalben labi olması, bu sahada Allah'tan başkasına -adı, özelliği ve kimliği ne olursa olsun- yetki ve hak lanı-ması şirktir ve bunlan yapan kişi de müşrik­tir. Zekasını, ilmini, varlığını ve sahip oldu­ğu iyilikleri doğrudan doğruya kendinden veya başkasından bilen kişi de müşriktir.

Açık şirkten başka, adına gizli şirk deni­len bir şirk çeşidi daha vardır ki, bu da, yap­tığı iyilikleri ve hayırları Allah rızası dışın­da başkaları için, şöhret, makam, mevki ve Övülmek gibi nefsin arzulan için yapan kişi de gizli şirkin içindedir. Yani, riya da iyilik­leri, güzel amelleri geçersiz kılan ve iptal eden bir nevi şirktir.

Müşrik, yeryüzünde fesadın gerçek se­bebi olan kişidir. Çünkü, hayatı birlikten çokluğa dönüştürdüğü gibi, hakikati da iza­filiğe mahkum etmekte, insanı gerçek şeref ve haysiyetinden soyutlayıp, başka insanla­rın hayali veya itibari tesadüflerin, yasala­rın, hatta taştan, tahtadan, çimentodan, tunçtan pulların, dizgin tanımaz süfli arzu ve emellerin, nefsi isteklerin kölesi yap­maktadır.

İman, şirk, küfür ve nifakta aslolan inançta, kabuldür, kalbi tasdiktir. Bu ba­kımdan, kalpten kaynaklanmadığı, yani bir inanç haline gelmediği sürece, zahirde şirk, küfür veya nifak olarak görülen birtakım davranışlar, bir kimseye hemen müşrik, ka­fir veya münafık damgası vurmak için ye­terli değildir. Aynı şekilde, bir kişiye müna­fık, kafir veya müşrik damgası vurmak için, o kişinin nifak, küfür veya şirkinin te'vil kaldırmayacak derecede açık olması lazım­dır. Yine, küfürde, nifak veya şirkte 'cühud', yani her türlü delil apaçık ortaya konduğu ve kişi vicdanında 'evet' dediği halde, deği­şik sebeplerle sürdürülen inat ve karşı çıkı­şın yanısıra, herhalde bilmek de, göz ardı edilemeyecek bîr öneme sahiptir.

Birtakım sufilerin, vecd ve istiğrak halin­de söyledikleri sözler, bazı ifadeler, tecrü­belerini, hallerini ve kalbi duyuşlarını sözle dile getirmekte karşılaşılan güçlüklerden dolayı kullanılan ve mutlaka tabir ve tevil isteyen kelimeler -açıkça küfre delâlet et­miyorsa- hiçbir zaman şirk olmayıp, böyle­si zatlar da asla müşrik olmakla suçlana­maz. Nasıl Özellikle bugün her ilmin bir dili varsa, insanın sahip olduğu kelimeler pek çok duyuş ve tecrübeyi, hatta nefsi hazlan, sevinç ve Üzüntüleri ifadeye yetmiyorsa, yi­ne nasıl uykuda ruhun bir noktada beden­den ayrılıp Misal Alcmi'yle temasa geçmesi sonucu görülen rüyalar ancak tabir ve te'vil-le anlaşılabiliyorsa, aynı veya benzer şekil­de, kalbin ve kalb hallerinin apayrı bir dili vardır ve bu dil tabir gerektiren değil de, ta­mamen aynıyla sadık rüya gören 'veya ta'bir-te'vil ilmine sahip olan asfiya (Pey­gamber varisi safıyy kişiler) tarafından ta­bir ve te'vil edilmeli ve bütün insanların kullandığı dile -mümkünse- aktarılmalı­dır.

Ali ÜNAL Bk. Kafir

Logged

Robot Linkler
Altarnatif Linkler
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 14312


View Profile
Re: Müşrik
« Posted on: 04 Eylül 2010, 17:12:42 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm.

giris  kayit
Benzer Konular: Müşrik Hadisleri,Müşrik Nedir?, Müşrik Cübbeli, Müşrik Ayetleri, Müşrik Ödev, Müşrik Dini Sorular, Müşrik Öğreniyorum, Müşrik Anlatımı, Müşrik İndir, Müşrik malik Ester, Müşrik Maranki, Müşrik Sözleri
Logged
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: