Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.


Ekol Hoca
Konu İsmi : Maddecilik
Bilgi: Konu İle İLgili Yorumlarınızı Belirtebilir, İlave Ek Katkı Sağlayabilirsiniz, İstediğiniz Gibi Faydalanabilirsiniz

Googlede Arat : Maddecilik

Rastgele Konu: Narsizm (Narcısm)
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Maddecilik  (Okunma Sayısı 258 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ebû_Davud



Süper Üye

*****


Üye No : 5

Cinsiyet : Bay

Nerden : Evden :)

Konu  : 1244

Mesaj : 3293

Aldığı Teşekkür: 150
www.maviekspres.com
Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« : 16 Ağustos 2008, 08:20:08 »

MADDECİLİK
 

Her şeyin madde, ya da en azından mad­desel olduğunu ileri sürenlerin görüşlerinin genel adı. Buna göre maddeci düşüncenin tezahürü, madde ve maddenin hareketine dayandırılmak istenmiştir. İlkçağların maddenin parçalanmaz unsuru olarak ato­mu temel alan Atomcularından, Yeniçağla-nn maddeci öğretilerine kadar bu akımın te-

mel ilkesi değişmeden kalmış ve Öyle kabul edilmiştir. Bu bakımdan duyumlar, düşün­celer, algılar vb. salt maddenin hareketle­rinden, organların görevlerinden, tüm sinir sisteminin titreşiminden oluşmaktadır.

Maddeciler, ruhun varlığını reddeder­ler, dolayısıyla Yaratıcı'yı da inkar ederler. Ne var ki, Allah'ın varlığı burhan (kesin de­lil) ile isbatlandığı gibi, ruh dünyasının var­lığı da ruhsal olaylar ve olgular gözönüne alındığında bilimsel veriler île, özellikle de­ney olgulanyla belirgin ve kabul edilir ol­muştur.

Bütün gerçekliklerin esasını ve Özünü ruhun oluşturduğunu savunan Runculuğun görüşlerini reddeden Maddecilik, ruh-mad-dc ikiliğini kabul eden dualizme karşı, mad­denin tekliğini temel alarak karşı çıktığı gi­bi, bilginin kaynağını insan aklı ve bilincin­de gören idealizme de karşıdır. Bu bakım­dan maddeyi bir doğma boyutuyla kavra­yan maddecilik, gerçekte Rasyonalizm'e de ters düşmektedir. Öte yandan maddeden başka bir şeyin var olup olmadığının biline­meyeceğini ileri süren Maddecilik, Agnos­tisizm (Bilinemezcilik) ile bu noktada birle­şir. Düşünce alanında, düşünceyi salt olgu­lara indirgemek; düşüncenin gerçekliğini reddetmek onu bir gölge oyun veya yanılsa­ma saymak ve yine düşüncenin oluşumunu maddeyi temel olarak açıklamakla Madde­cilik, düşünce olgusuna daima "ikinci dere­ceden bir veri" şeklinde benimser ve tanım­lar. Etik anlamda ise, ahlaki davranışlarda nazların ve çıkarların egemen ve etkin oldu­ğunu savunarak, bütün bunların insan iliş­kilerinde, hayat sürecinde belirgin biçimde egemen kılınmasına çalışır. Bir anlamda Maddecilik; insanın sahip olduğu bütün bil­gileri, doğaya ilişkin bilginin bir uzantısı şeklinde algılandığından; insani ve manevi

alanı temel alan tutumları reddetmek sonu-     munda, parçalanamayan ve bölünemeyen cuna ulaşmakta, dolayısıyla yüce olan var-      atomlar bulunmaktadır. Evren ve varlıkta-lık ve değerleri, bunlara göre daha aşağı     ki, hareket, değişim ve oluş bu atomların olan maddeye bağımlı kılarak açıklama yo-      birbirlerini zaruri ve mekanik olarak etkile-Iuna yönelmektedir. Gerçekten Klasik      melerine bağlıdır. Algılarımız ve bunlardan Maddeci anlayışlar doğa, ya da fizik dünya-      oluşan bilgilerimiz de atomların etkilerin-sının yasa ve ilkelerinden başkasını kabul      den doğmaktadır. Bu etki Demokritos'a gö-eöneyi bilgisizlik sonucu olarak görmekte-      re zaruridir, mekaniktir ve dolayısıyla ev­dirler. Bu nedenle tüm olayları, olguları,      rende determinizm temel ilkedir. Demokri-değişimleri niceliklere indirgemektedirler.      tosun atomculuğunu kendisine çıkış nokta-Maddecilik tarihi süreç içinde değişik      sı alan Epikuros da aynı görüşü benimsedi anlamlar kazanarak süregelmiştir. Buna      ve geliştirdi. Ancak epikuros atomların boş rağmen "maddecilik" kavramının felsefi      uzayda, Demokritos'un ileri sürdüğü gibi boyut kazanması, başka söyleyişle bir öğre-      yatay değil, dikey bir yol izlediklerini ve ti boyutu kazanması, sonraki dönemlerde      ayrıca sapmalar gösterdiklerini de savundu, mümkün olabilmiştir. Anlaşıldığı kadany-      Böylece Epikuros, rastlantı kavramının, ev­la* Maddeciliği felsefe boyutuyla ilk defa      renin oluşumunda etkili olduğunu kabul et-Leibniz'in İdealizm karşıtı olarak kullandı-      ti. Bunun anlamı, irademizin Özgür olabile-ğı söylenebilir. (Lettreâ Bayie: Bayie Mek-      ceğidir. Demokriios ise bu konuda determi-tup, 1687).                                                   nist ilkeye bağlıydı.


Logged

Robot Linkler
Altarnatif Linkler
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 14312


View Profile
Re: Maddecilik
« Posted on: 04 Eylül 2010, 17:22:54 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm.

giris  kayit
Benzer Konular: Maddecilik Hadisleri,Maddecilik Nedir?, Maddecilik Cübbeli, Maddecilik Ayetleri, Maddecilik Ödev, Maddecilik Dini Sorular, Maddecilik Öğreniyorum, Maddecilik Anlatımı, Maddecilik İndir, Maddecilik malik Ester, Maddecilik Maranki, Maddecilik Sözleri
Logged
Ebû_Davud



Süper Üye

*****


Üye No : 5

Cinsiyet : Bay

Nerden : Evden :)

Konu  : 1244

Mesaj : 3293

Aldığı Teşekkür: 150
www.maviekspres.com
Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« Yanıtla #1 : 16 Ağustos 2008, 08:20:23 »

Düşünce tarihinin akışı içinde Maddeci-          Demokritos'tan sonra gelen Sokrates ve lik görüşlerine, gerçek anlamda sistemle?-      öğrencisi Platon, bu görüşleri şiddetle eleş­tirmeden uzak da olsa, dağınık bir şekilde      tirecekler ve atomculuğu temel alan madde-eski Hint inanışları ve kutsal metinlerinde,      ciliği reddedeceklerdir. Aristoteles her ne dolayısıyla bunların yorumuna dayanan gö-      kadar maddi nedenlere yer verdiyse de, nişlerde rastlamak mümkündür. Lokayata      Atomcu Maddecilik-Hıristiyanlığın da et-ve Carvaka, Jainizm gibi görüşler evrenin      kişiyle- uzun bir süre unutulacaktır. Ancak oluşumunu ve varlıkların ortaya çıkışlarını      Rönesans hareketinin insanın bakışını do-maddeye dayandırmaya çalışmışlardır. Fa-      ğaya, doğanın deney yoluyla algılanmasına kat bunların sistemli bir öğreti boyutu ka-      çevirmesiyle uyanan merak, doğa felsefesi-zanmadıklan etkinliklerinin zamanla sınır-      nin ve bilimlerinin gelişimine önayak oldu. lı kaldığı görülmüştür.                                   Özellikle XVII. yüzyılda Fransız rahibi Pi-Antİkçağ Yunan felsefesinde, Demokri-      erre Gassendi'nin "De vita moribus et doct-tos'a kadar gelen filozofların, özellikle     rina Epucuri" (Dijon, 1647) ve "Syntagma "cosmos" (evren)u temel alan açı klanı ala-      Philosophiae Epicuri" (Lyon, 1649) eser-nnda Maddecilik yer yer etkisini göstermiş      lcri, epikuros'un tanınmasını ve bu yoldan olsa bile bu dönem filozoflarının bütünüyle      Antikçağ Atomculuğunun yeniden ince-maddeci görüşleri amaçladıkları söylene-      lenmesini sağladı. Aynı yüzyılda ingilte-mez. Bu anlamda Antik Yunan düşüncesin-      re'de Thomas Hobbes, Gassendi gibi Atom-de, sonraki maddeci görüşlerle ilintisi bakı-     culann görüşlerini gözönünde tutarak mad-mından Leukippos-Demokrilos Atomculu-      de temeline dayalı bir dünya görüşünü sa­ğu başlangıç kabul edilir. Leukippos ve öğ-      vundu. Rönesans îtalyasında Pomponazzi rencisi Demokritos'a göre evrenin oluşu-     de benzer düşünceleri ileri sürmüştü. Gassendi'nin amacı, sadece Antikçağa bir dö­nüş değildi. O değerli bilim olan Fizik'e, Epikuros-Lucretius anlayışındaki Atomcu­luğu yeniden uygulamak istiyordu. Evrenin ve tüm nesnenin "ilk" nedeni olarak Tanrıyı kabul ettikten sonra, bütün gelişmeler, tüm değişmeye rağmen sabit kalan maddeyle il­gilidir. Matematik açısından sonsuz bölün­meye imkan veren madde, cisim olmak iti-barile daha fazla bölünemez ve sonuçta atom ile karşılaşılır. Bu atomlar mekanda yer kaplayan özsel fertlerdir ve boşluk ne­deniyle de birbirlerinden ayrılırlar. Bütün bunların modern doğa biliminin deney yön­temiyle açıklanacağını ileri sürer. Hobbes da, kendine, duyumların beyinde oluşan maddi (fizik) hareketler olduğunu savunur. Aslında Hobbes, Kopernikus, Kepler, Gali-lei ve Harvey tarafından oluşturulan yeni doğa bilimini temel alır. Çünkü pozitif bi­limler ancak hakikate yöneliktirler. Ona gö­re "uzun bir deney ve dikkatli bir derin dü­şünüş" bizi doğada her şeyin mekanik bir tarzda meydana geldiği sonucuna götürür, böylece çeşitli biçimlerde ve oranlardaki hareketler aracılığıyla "tahrik" olunan mad­de, bütün olayları, bu arada canlı varlıkların duygularını, öteki cisimlerin etkilerini de meydana getirir. Hobbes, sadece evreni de­ğil, devleti, hatla birey olarak insanı da "sa-at"a, daha karmaşık bir "makina"ya benze­tir. Bu makinada kalb zemberek, sinirler yay ve eklemler de çarklar gibidir.

Hobbes gibi Descartes da, madde alemi­ni mekanik ilkeye dayanarak açıklar. Aslın­da ruhçu olan Descartes, evrende mekaniz­mi kabul etmesi ve hayvanı bir makina ola­rak görmesi nedeniyle, dualist bir felsefî sistem ortaya koyuyordu. Bu dualist yakla­şımla zihin ve madde arasında kesin bîr ay­rım yapar.

Descartes'in, bu dualist sistemindeki ruhçu yönü reddederek sadece mekanik yö­nünü alan XVIII. yüzyıl Fransız Ansiklope­dicileri, maddenin esas olduğunu ileri sür­düler. Julien Lamettrie, Descartes'in "maki­na hayvan"ım "makina insan: L'Homme Machine" boyutuna dönüştürdü. Buna göre doğa yasaları aynıdır. İnsan ile hayvan, bit­ki ile maden arasında temelde bir fark yok­tur. İnsan bir makinadır, ancak hayvandan daha karmaşık bir makinadır. insanın kar­maşık bir makina konumuna yükselmesi evrim İle gerçekleştirilmiştir; Evrim görü­şünü. Ansiklopediciler içinde önemli bir yeri olan Denişe Diderot da savunur. Ona göre türler arasında yakınlık olduğu gibi, alemler arasında da bir yakınlık bulunmak­tadır. Dolayısıyla alemler birbirini meyda­na getirebilir. Yine hayvan ile bitki alemleri türdeş olmayan maddeden oluşabilirler. Bu görüş ve anlayışları d'Holbach, Çaban is, Helveıius, d'alambert gibi XVIII. yüzyıl Maddecileri değişik alanlarda savundular. İnsanın bilinci, Özgürlüğü ve sorumluluğu gibi olguları mekanik yasalara bağlı kalarak açıkladılar.                                       " '^

XIX. yüzyılda Maddecilik, rasyonalist sistemlere yöneltilen eleştiriler, özellikle de Kan t'm eleştirel felsefesinin etkisiyle bir­likte, pozitif bilimler alanındaki gelişmele­rin sonucunda, kendisini bir anlamda yeni* leme sürecine girdi. Sözgelimi Danvin'in biyoloji alanındaki görüşleri belli oranda etkili olduğu gibi, Almanya'da pozitif bi­limlere dayalı gelişen bu anlayış maddecili­ğin güçlenmesini sağlamıştır. Maleschott, Voght, Büchner, Haeckel bu bakımdan önemlidirler. Gerçi bu düşünürlerin eserle­rinde yaymaya çalıştıktan görüşler derin­likten yoksun ve sistemden uzak halka yö­nelik idiler. Fakat savundukları ortak görüş; bilimsel verilerin ortaya koydukları evren­den başkası yoktur. Gerçekte bu görüşün dayanağı Kant'ın aklın sınırını belirlemeye çalışmak, bilimin değer ve alanını çizmek için ileri sürdüğü "numen" ve "fenomen" alem ayrımıydı. Oysa Kant, "Salt Aklın Eteştirisi"nâe akıl ile numen alemine, yani nesnelerin mahiyetine nüfuz edilemeyece­ğini ve metafiziğin mümkün olamayacağı­nı belirtirken; "Pratik Aklın Eleştirisi"nds numen'e ahlak yoluyla ulaşılacağını belirti­yordu, işte XIX. yüzyıl maddecileri, kendi­lerine "Salt Aklın eleştirisi"rd temel alarak, "Pratik Akim Eleştirisi"nd& belirtilen görü­şü kabul etmediler. Üstelik bu görüşlerini, bilimin bir gereği olarak savunabildiler.


Logged

Ebû_Davud



Süper Üye

*****


Üye No : 5

Cinsiyet : Bay

Nerden : Evden :)

Konu  : 1244

Mesaj : 3293

Aldığı Teşekkür: 150
www.maviekspres.com
Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« Yanıtla #2 : 16 Ağustos 2008, 08:20:35 »

XIX. yüzyılın maddeciliği XVIII. yüzyı-lınkinden belli noktalardan ayrılmaktadır. XIX. yüzyıl maddeciliği, fiziğin ısı ve ener­ji konularından yararlanmış, hayat olayları Üzerinde önemle durmuş, buna bağlı olarak da biyoloji alanına giren embriyoloji ve pa­leontolojinin gelişmesinden yararlanmış, kısacası maddenin evrimini, hayatın evri­mine bağlayarak bütün evrim aşamalarını bu bağlamda açıklamıştır. Yine bu maddeci anlayış, eski mekanik maddecilikten de madde ve gücü ayn ilkeler olarak görmeye­rek ayrılırlar. Buna göre madde ve güç, aynı varlığın iki ayn görünümüdür. Bundan do­layı XIX. yüzyıl maddecileri felsefelerini "monizm" olarak nitelendirirler.

Bu arada, bu maddecilik içinde Kari Marx ve Friedrich Engels'in savundukları "Tarihî ve Diyalektik Maddecilik" önemli etkiler ve sonuçlar doğurdu. Engels, Marx'ın iktisadi kaynaklı ve maddi şartlara dayandırılan tarih ve toplum anlayışım do­ğaya da uyguladı.

Buraya kadar yapılan açıklamalar doğ­rultusunda Maddeciliği kendiliğinden

Maddecilik, Mekanik Maddecilik, Diya­lektik ve Tarihi Maddecilik şeklinde sınıf­landırmak mümkündür. Kendiliğinden Maddecilik "ortak duyunun kendiliğinden gerçekçiliği" şeklinde ifade edilebilir ye buna göre dış dünyanın görünür şekliyle varlığı kabul edilir. Anlaşılacağı üzere bu tür bir maddecilik, kaba ve sistemden yok­sundur.

Mekanik Maddecilik, Anükçağda Dc-mokritos'un temellerini atıp Yeniçağlarda geliştirilen. Özellikle XVIII. ve XIX. yüzyı­lın maddeciliğidir. Marx-Engels'in sistem­leştirmeye çalıştıkları maddecilik ise, Diya­lektik veya Tarihi Maddecilik olarak adlan-dınldığı gibi, Mancçılık şeklinde de nitelen­dirilir.

Hangi tur maddecilik olursa olsun, bu­gün maddeciliğin tarihi süreç içinde ısrarla ileri sürdüğü görüşler, vazgeçilmez ve mut­lak ilke ve yasalar şeklinde kabul ettikleri; tam bir gerçeklikten yoksun olduğu gibi, çeşitli bilim alanında ortaya çıkan gelişme­ler ışığında da doğrulukları pek savunulur durumda değildir. Bazan da içinde bulun­dukları yüzyılın ortam ve şartlan gereği maddeci olarak nitelendirilen düşünür ve görüşlerinin, aslında belli bir pozitif bilim alanını ifade ettiği anlaşılmıştır. Sözgelimi Hobbes'un kendi yaşadığı dönemdeki mad­decilik, doğa bilimlerinin gelişimiyle anla­mını değiştirmiştir.

Daha önemlisi XX. yüzyılda modern fi­zikte gerçekleştirilen gelişmeler, nedensel­lik ve determinizm anlayışlarını sarsarken, parçalanmaz kabul edilen "atom" kavramı­nın yeniden tartışılmasını yoğun bir şekilde gündeme getirdi. Buna bağlı olarak felsefe­den bilimin çeşitli dallarında algılanan ve tanımlanan maddeci anlayışlar sarsıldı ve önceki yüzyıllardaki görüşlerin geçerliliğini zayıflattı. Kaldı ki maddeci görüşler, in­sanın manevi dünyasını tanımlama ve açık­lamada daima sınırlı, hatta yetersiz kalmış­lardır.

İslam düşüncesinde köklü ve sistemli bir maddeci anlayışın varlığına tanık olamıyo­ruz. Sadece "Dehriyyun" olarak nitelendiri­len bir görüş, Allah'ı, ruhu ve ahireü inkar etmeleriyle, bunun yanında fizik veya du­yulur evreni temel almalarıyla sınırlı bir maddeciliği savunmuşlardır. Bunlar içinde îbn Ravendi, en ünlüsü ve en önemlisidir. Fakat Ravendi'nin maddeciliği sistemli ol-makdan uzak bulunduğu gibi, daha çok İs­lam'ın kabul ettiği temel akideleri inkar et­mesinde kendini göstermektedir. Nitekim başta Ehl-i Sünnet kelamcılan olmak üzere, Kindi, Farabi, Gazali gibi, islam düşünce­sinde belli etkinlikleri olan düşünürler tara­fından Dehriyyun'lar şiddetle eleştirilmiş­ler ve tutursızlıklan ciddi bir şekilde kanıt­lanmıştır.

Aynı şekilde Osmanlı dönemi de dahil, ülkemizde, maddeci görüşler pek yaygınlık kazanamamış, hatta Marksç ılığın bir ideo­loji bağlamında kabul edildiği ve savunul­duğu Cumhuriyet döneminde, özetle 1960'lardan sonra bile maddecilik köklü bir temel oluşturamamıştır. XIX. yüzyılın son çeyreğinde bazı Batılı maddeci düşünür ve bilim adamlarının eserlerinin çevrilmesiyle başlayan dönemde Maddecilik, hep mevzii kalmıştır. Sözgelimi Hoca Tahsin (öl. 1881) ve Ahmet Mithat gibi yazarlar bir ara maddeciliği savunur gibi olmuşsa da, son­radan bundan dönmüşlerdir. Ancak Beşir Fuad, Baha Tevfik, Ahmed Nebü, Suphi Eıhem, Memduh Süleyman, Eıhem Nejat, Abdullah Cevdet, XVni-XIX. yüzyıl mad­deci yazarlarının bazı eserlerini çevirmek suretiyle pek de açık olmayan bir Maddecilik mücadelesi yapmaya çalışmışlardır. Belki de bu dönem yazarları henüz farkını yeterince kavrayamadıkları pozitif bilimle­rin yerleşmesini arzuluyorlardi. Naci Fik­ret, Namdar Rahmi'nin temsil ettikleri "Konya Enerjetizm Felsefi Okulu", XIX. yüzyılın bilimsel gelişmesini gözönünde tutarak Alman kimyacı Oswald'ın görüşünü kendilerine dayanak yaparak "Yeni Fikir" adlı bir dergiyle maddeci bir anlayışı oluş­turmaya çalışmışlardır. Fakat görüşlerini sistemlcştiremedikleri gibi, ileri sürdükleri düşünceler de yaygınlık kazanamamıştır. Keza 1960lardan sonra Tarihi Maddeciliği savunan birçok yazara rağmen ne Marksçı-bk, ne de buna dayalı bir bilim anlayışı oluş­turulamamıştır. Bütün bunlar gözönüne alı­narak şunu söylemek mümkündür: Madde­cilik, Baü düşünce geleneğinde düşünce ve bilimsel ilerlemenin gelişiminde dönem dönem etkili olmuşsa da, ülkemizde mad­deci görüşlerin yerleşmesini sağlayıcı ne­denler ve ortam genci olarak oluşturulama­mıştır. Bunda insanımızın inanç değerleri ne bilinçli yaklaşımı yanında; düşünce ve bilim anlayışının da önemli bir etkisi sözko-nusu olmalıdır.

(SBA) Bk. Atomculuk Madde

 

Logged

Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: