XIX. yüzyılın maddeciliği XVIII. yüzyı-lınkinden belli noktalardan ayrılmaktadır. XIX. yüzyıl maddeciliği, fiziğin ısı ve enerji konularından yararlanmış, hayat olayları Üzerinde önemle durmuş, buna bağlı olarak da biyoloji alanına giren embriyoloji ve paleontolojinin gelişmesinden yararlanmış, kısacası maddenin evrimini, hayatın evrimine bağlayarak bütün evrim aşamalarını bu bağlamda açıklamıştır. Yine bu maddeci anlayış, eski mekanik maddecilikten de madde ve gücü ayn ilkeler olarak görmeyerek ayrılırlar. Buna göre madde ve güç, aynı varlığın iki ayn görünümüdür. Bundan dolayı XIX. yüzyıl maddecileri felsefelerini "monizm" olarak nitelendirirler.
Bu arada, bu maddecilik içinde Kari Marx ve Friedrich Engels'in savundukları "Tarihî ve Diyalektik Maddecilik" önemli etkiler ve sonuçlar doğurdu. Engels, Marx'ın iktisadi kaynaklı ve maddi şartlara dayandırılan tarih ve toplum anlayışım doğaya da uyguladı.
Buraya kadar yapılan açıklamalar doğrultusunda Maddeciliği kendiliğinden
Maddecilik, Mekanik Maddecilik, Diyalektik ve Tarihi Maddecilik şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Kendiliğinden Maddecilik "ortak duyunun kendiliğinden gerçekçiliği" şeklinde ifade edilebilir ye buna göre dış dünyanın görünür şekliyle varlığı kabul edilir. Anlaşılacağı üzere bu tür bir maddecilik, kaba ve sistemden yoksundur.
Mekanik Maddecilik, Anükçağda Dc-mokritos'un temellerini atıp Yeniçağlarda geliştirilen. Özellikle XVIII. ve XIX. yüzyılın maddeciliğidir. Marx-Engels'in sistemleştirmeye çalıştıkları maddecilik ise, Diyalektik veya Tarihi Maddecilik olarak adlan-dınldığı gibi, Mancçılık şeklinde de nitelendirilir.
Hangi tur maddecilik olursa olsun, bugün maddeciliğin tarihi süreç içinde ısrarla ileri sürdüğü görüşler, vazgeçilmez ve mutlak ilke ve yasalar şeklinde kabul ettikleri; tam bir gerçeklikten yoksun olduğu gibi, çeşitli bilim alanında ortaya çıkan gelişmeler ışığında da doğrulukları pek savunulur durumda değildir. Bazan da içinde bulundukları yüzyılın ortam ve şartlan gereği maddeci olarak nitelendirilen düşünür ve görüşlerinin, aslında belli bir pozitif bilim alanını ifade ettiği anlaşılmıştır. Sözgelimi Hobbes'un kendi yaşadığı dönemdeki maddecilik, doğa bilimlerinin gelişimiyle anlamını değiştirmiştir.
Daha önemlisi XX. yüzyılda modern fizikte gerçekleştirilen gelişmeler, nedensellik ve determinizm anlayışlarını sarsarken, parçalanmaz kabul edilen "atom" kavramının yeniden tartışılmasını yoğun bir şekilde gündeme getirdi. Buna bağlı olarak felsefeden bilimin çeşitli dallarında algılanan ve tanımlanan maddeci anlayışlar sarsıldı ve önceki yüzyıllardaki görüşlerin geçerliliğini zayıflattı. Kaldı ki maddeci görüşler, insanın manevi dünyasını tanımlama ve açıklamada daima sınırlı, hatta yetersiz kalmışlardır.
İslam düşüncesinde köklü ve sistemli bir maddeci anlayışın varlığına tanık olamıyoruz. Sadece "Dehriyyun" olarak nitelendirilen bir görüş,

'ı, ruhu ve ahireü inkar etmeleriyle, bunun yanında fizik veya duyulur evreni temel almalarıyla sınırlı bir maddeciliği savunmuşlardır. Bunlar içinde îbn Ravendi, en ünlüsü ve en önemlisidir. Fakat Ravendi'nin maddeciliği sistemli ol-makdan uzak bulunduğu gibi, daha çok İslam'ın kabul ettiği temel akideleri inkar etmesinde kendini göstermektedir. Nitekim başta Ehl-i Sünnet kelamcılan olmak üzere, Kindi, Farabi, Gazali gibi, islam düşüncesinde belli etkinlikleri olan düşünürler tarafından Dehriyyun'lar şiddetle eleştirilmişler ve tutursızlıklan ciddi bir şekilde kanıtlanmıştır.
Aynı şekilde Osmanlı dönemi de dahil, ülkemizde, maddeci görüşler pek yaygınlık kazanamamış, hatta Marksç ılığın bir ideoloji bağlamında kabul edildiği ve savunulduğu Cumhuriyet döneminde, özetle 1960'lardan sonra bile maddecilik köklü bir temel oluşturamamıştır. XIX. yüzyılın son çeyreğinde bazı Batılı maddeci düşünür ve bilim adamlarının eserlerinin çevrilmesiyle başlayan dönemde Maddecilik, hep mevzii kalmıştır. Sözgelimi Hoca Tahsin (öl. 1881) ve Ahmet Mithat gibi yazarlar bir ara maddeciliği savunur gibi olmuşsa da, sonradan bundan dönmüşlerdir. Ancak Beşir Fuad, Baha Tevfik, Ahmed Nebü, Suphi Eıhem, Memduh Süleyman, Eıhem Nejat, Abdullah Cevdet, XVni-XIX. yüzyıl maddeci yazarlarının bazı eserlerini çevirmek suretiyle pek de açık olmayan bir Maddecilik mücadelesi yapmaya çalışmışlardır. Belki de bu dönem yazarları henüz farkını yeterince kavrayamadıkları pozitif bilimlerin yerleşmesini arzuluyorlardi. Naci Fikret, Namdar Rahmi'nin temsil ettikleri "Konya Enerjetizm Felsefi Okulu", XIX. yüzyılın bilimsel gelişmesini gözönünde tutarak Alman kimyacı Oswald'ın görüşünü kendilerine dayanak yaparak "Yeni Fikir" adlı bir dergiyle maddeci bir anlayışı oluşturmaya çalışmışlardır. Fakat görüşlerini sistemlcştiremedikleri gibi, ileri sürdükleri düşünceler de yaygınlık kazanamamıştır. Keza 1960lardan sonra Tarihi Maddeciliği savunan birçok yazara rağmen ne Marksçı-bk, ne de buna dayalı bir bilim anlayışı oluşturulamamıştır. Bütün bunlar gözönüne alınarak şunu söylemek mümkündür: Maddecilik, Baü düşünce geleneğinde düşünce ve bilimsel ilerlemenin gelişiminde dönem dönem etkili olmuşsa da, ülkemizde maddeci görüşlerin yerleşmesini sağlayıcı nedenler ve ortam genci olarak oluşturulamamıştır. Bunda insanımızın inanç değerleri ne bilinçli yaklaşımı yanında; düşünce ve bilim anlayışının da önemli bir etkisi sözko-nusu olmalıdır.
(SBA) Bk. Atomculuk Madde