Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.


Ekol Hoca
Konu İsmi : Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
Bilgi: Konu İle İLgili Yorumlarınızı Belirtebilir, İlave Ek Katkı Sağlayabilirsiniz, İstediğiniz Gibi Faydalanabilirsiniz

Googlede Arat : Merzifonlu Kara Mustafa Paşa

Rastgele Konu: NÂBİ
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa  (Okunma Sayısı 333 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ebû_Davud



Süper Üye

*****


Üye No : 5

Cinsiyet : Bay

Nerden : Evden :)

Konu  : 1244

Mesaj : 3293

Aldığı Teşekkür: 150
www.maviekspres.com
Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« : 24 Eylül 2008, 18:34:42 »



MUSTAFA PAŞA, LALA
 
  (bk. LALA MUSTAFA PAŞA).             
 
MUSTAFA PAŞA, MERZİFONLU
 
(bk. MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞAL
 
MUSTAFA PAŞA, ZURNAZEN
 

(ö. 1067/1657) Osmanlı sadrazamı.

Hayatının ilk yılları hakkında bilgi yoktur. Zurnazen laka­bı muhtemelen Mehterhâne-i Âmire'deki görevinden gelir. Arnavut asıllı olduğu ve sarayda yetiştiği belirtilir. Biyografisini ve­ren bazı kaynaklar onun ilk vazifesini ka-pıcıbaşı olarak gösterir. Nişancı Abdi Paşa vekayi"nâmesinde yer alan, Has Odabaşı Arnavut Mustafa Ağa'nın 1059 Saferinin ilk günü karıştığı bir olay sebebiyle emekliye sevkedildiğine dair bil­ginin onunla irtibatı şüpheli görünmekte­dir. Zira dönemin şahidi olan Abdi Paşa, 20 Cemâziyelevvel 1060ta Mustafa Paşa'nın Rumeli beylerbeyiliğin­den mâzul iken defterdarlığa getirildiğin­den söz eder ve dolayısıyla bu ikisinin ay­nı kişi olduğu yolundaki görüşleri şüpheye düşürür. Kâtib Çelebi de onu 1059 Cemâ-ziyelevvelinde (Mayıs 1649) Rumeli beylerbeyi diye kaydeder. Vecîhî Hasan Efen­di ve Naîmâ da [32] kapıcıbaşı Zurnazen Mustafa Ağa'nın 1058 Zilhicce­sinde (Ocak 1649) Girit'teki savaşta şehid olan Küçük Hasan Paşa'nın yerine Rume­li beylerbeyiliğine tayin edildiğini yazar.

Rumeli beylerbeyi ligi sırasında Girit'e para ve asker götürmekle görevlendirilen Mustafa Paşa, Anabolu'da gerekli hazır­lıkları tamamlayıp adaya geçti. Ancak bu­rada Serdar Deli Hüseyin Paşa ile geçine-meyince onun ayağını kaydırmak için Sek-banbaşı Mahmud Ağa ile birlikte, "Serda­rın küffârla gizli anlaşması vardır" sözünü yayarak askeri ifsada çalıştı ve çok geçme­den bunun tesiri görüldü. 22 Receb 1059 (1 Ağustos 1649) gecesi Hüseyin Paşa'nın sarayına saldıran askerler burayı ateşe ver­diler ve serdarı öldürmeye kalkıştılar. Du­rumun vehamet kazanması üzerine Zur­nazen serdarlık hayalinden vazgeçip aske­ri yatıştırmaya çalıştı. Ardından başlayan Kandiye kuşatmasında bir gülle parçası­nın isabetiyle elinden yaralandı. Kaptanı-deryâ Bıyıklı Mustafa Paşa Rumeli beyler­beyi olunca bir süre açıkta kaldı. Ancak çok geçmeden ocak ağalarının ısrarı ile başdefterdarlığa tayin edildi.[33] Kısa bir müd­det sonra bu görevinden de azledildi.[34] Bunun sebe­bi, Melek Ahmed Paşa'nın yerine vezîriâ-zam olmak için doğrudan padişaha gön­derdiği tezkirenin ortaya çıkmasına bağ­lanır.

Edirne'ye sürülen Mustafa Paşa taşrada bazı malların muhassıllığı ile görevlendiril­di.[35] 1062 Recebinde (1652 Haziran) Karaman valisi ve Aydın-Saruhan "muhassıl-ı emvali" olan Mustafa Paşa bir­kaç ay sonra bir sipahi ayaklanması çıkınca ikinci defa defterdarlığa getirildi [36] ardından vezir rütbesiyle taltif edildi. Bu sırada Tarhuncu Ahmed Paşa'nın emriyle bütçeyi hazırlayan malî ekibin başında bulundu. Defterdarın hazinede karışıklıktan ve para azlığından yakınması üzerine devlet ri­cali padişahın huzuruna çağrıldı. Yapılan görüşmeler neticesinde Anadolu'daki ba­zı valilerden her yıl İstanbul'a Mısır'daki uygulama tarzında bir miktar irsaliye gön­dermeleri, buralardaki mansıpların muay­yen bir bedel karşılığı iltizam şeklinde tev­cihi, has, zeamet ve paşmaklıkların lüzu­mundan fazlasının hazineye bağlanması, ayrıca bütün ülkedeki değirmenlerden 1 'er riyal un vergisi alınması kararlaştırıldı. Son verginin tahsiline Üsküdar'dan başlanmak istendiyse de halkın tepkisi üzerine bun­dan vazgeçildi. Mustafa Paşa, emanet usu­lü ile tahsis edilen gelir kaynaklarını fazla para verenlere devretme ve müsadere gi­bi çeşitli yollarla hazineye para bulmaya çalıştı. IV. Mehmed, 20 Rebîülâhir 1063'-te (20 Mart 1653) defterdara gönderdiği hatt-ı hümâyunda malî durumun düzel­tilmesini emretti ve masrafların gelirler­den 1200 yük daha fazla olduğunu söyle­yerek buna bir çözüm bulunması gerek­tiğini bildirdi. Bu açığın kapatılması için Kemankeş Mustafa Paşa'nın gerçekleştir­diği bütçe denkliği hatırlatılarak onar yıl­lık hesaplan ihtiva eden tezkirelerin dü­zenlenmesi kararlaştırıldı. Mustafa Paşa bu tezkireleri Sadrazam Tarhuncu Ahmed Paşa'ya sunup yeni bazı incelemelerde bu­lunduysa da bundan olumlu bir sonuç çık­madı. Nitekim Naîmâ bunun sözle değil güçlü bir irade ile başarılabileceğini belir­tir.[37]

Aralarının açık olduğu Sadrazam Der­viş Mehmed Paşa zamanında da başarı­larından dolayı bir süre defterdarlık göre­vinde kalan Mustafa Paşa, 1 Cemâziyelev­vel 1063'te (30 Mart 1653) Tımışvar beyler­beyiliğine tayin edilerek merkezden uzak­laştırıldı. Ardından Bozcaada muhafızlığı­na gönderildi, fakat çok geçmeden Dellâl Mustafa Paşa'nın çekilmesi üzerine 5 Re­ceb 1065te (11 Mayıs 1655) kaptan-ı der­yalığa getirildi.[38] Hazır durumda bulunan donanma ile sefere çı­karak bir süredir Venedikliler tarafından kapatılmış olan Çanakkale Boğazfndan geçmek istediyse de burada yaptığı savaşı rüzgârın da ters esmesiyle kaybetti.[39] Donanma önce Bozcaada'ya, ardından Midilli'ye çekildi. Bura­da savaştan kaçan kalyon kaptanlarını ce­zalandırıp Sakız adasına gitti. Orada yapı­lan istişare sonunda mavna ve kalyonla­rın donanmadan ayrılması kararlaştırıldı. Ardından Venedik kuşatması altında bu­lunan Benefşe Kalesİ'ne yardıma giderken yolda hücuma uğrayıp götürdüğü erzağı kaybetti. Ancak Benefşe'nin mutlaka mu­hasaradan kurtarılması için kendisine gön­derilen hatt-ı hümâyundaki tehditkâr ifa­delerin tesiriyle, Mora yarımadasının ku­zeydoğusundaki Anabolu'dan getirttiği toplarla karadan ve denizden yaptığı hü­cumlar neticesinde papalık donanmasının da desteklediği Venedik donanmasını uzaklaştırmayı başardı. Daha sonra İstanbul'a döndü.

Sadâret makamına Girit Serdarı Deli Hüseyin Paşa'nın getirilmesinin ardından Mustafa Paşa kaptan-ı deryalık görevine ilâveten sadâret kaymakamlığına tayin edildi.[40] 0 sırada züyûf akçe meselesi yü­zünden çıkan isyana son verilmesi için âsi elebaşılarıyla görüştü. Âsilerin katlini İste­dikleri Has Odabaşı Hasan Ağa'yı kurtara­madı; hatta kendisi de tehdit edildi.[41] Dönemin tarihçilerine göre Çınar Vak-'ası'nda fitnenin başı bizzat kendisiydi. Çe­virdiği entrikalarla, daha Girit'ten gelip makamına bile oturamayan Deli Hüseyin Paşa "yi azlettirerek kendisini sadrazam ta­yin ettirdi.[42] Askerlerin, "ehl-i garaz" olan Mus­tafa Paşa'dan korkmalarından dolayı Alay Köşkü önündeki ayak divanında, "Bizi sad­razam olmak için mi İsyan ettirdin?" söz­leriyle [43] buna karşı çıkma­ları üzerine ancak dört saat kadar [44] sadrazam olabildi ve bu makamda en kısa süre kalan kişi oldu. Bu sırada yaptığı tek tayinin Karagöz Mehmed Paşa'yı def­terdarlığa getirmek olduğu belirtilir. An­cak Vecîhî, Mehmed Paşa'nın defterdarlı­ğa tayininin onun kaymakam oluşuyla aynı güne rastladığını yazar.[45] Bu tayinin 3 Cemâziyelevvelde (28 Şubat) ol­ması onun vezîriâzamlığa da bu tarihte getirildiği yolunda bir kanaate yol açmış­tır.

Mustafa Paşa, azledilince Erzurum vali­liğine gönderildi. Görev yerine giderken yol­da karşılaştığı eski sadrazamlardan Me­lek Ahmed Paşa'ya, "Sultanım, bize bîgâne aşinalık edip yukarıdan aşağı muamele ey­leme, zira biz de yarım saat kadar mühür sahibi olduk" şeklindeki nüktesine bakılır­sa [46] sadâret müdde­ti çok daha kısadır. Erzurum'a ulaştığın­da 19 Rebîülevvel 106Tde (5 Ocak 1657) vefat etti.[47] Devrin kaynaklarında makam hırsıyla do­lu bir kimse olaraK nitelendirilen Musta­fa Paşa en başarılı hizmetlerini ikinci defterdarlığı ve kaptan-ı deryalığı sırasında yapmış, hazine gelirlerini kısmen de olsa arttırmayı ve Benefşe Kalesi'ni kuşatma­dan kurtarmayı başarmıştır. Kaynaklar­da iş bilir, cesaret sahibi, fakat hilekâr ve kurnaz diye kaydedilir. Çağdaşı Karaçelebizâde onu övücü ibarelerle anar, Ter­sane işlerini yoluna koyduğunu ve Girit'­te önemli hizmetleri bulunduğunu yazar.[48]

 
Bibliyografya :
 

BA, Bâb-ı Âsafi, Ruus, nr. 1529, s. 28; Kâtib Çelebi, Fezleke, il, 345, 350; a.mlf., Tuhfetü'l-kibâr(haz. Orhan Saik Gökyay], İstanbul 1973, s. 215-216; Solakzâde, Tarih (haz. Vahid Çabuk), Ankara 1989, 11, 587, 596, 605, 615, 619, 621, 622, 632; Karaçelebizâde Abdülazİz Efendi, Rau-zatü'l-ebrâr Zeyli {haz. Nevzat Kaya), Ankara 2003, s, 117, 204, 234, 242, 248, 296; Mehmed Halîfe, Târîh-i Gıimârû (haz. Ertuğrul Oral, dokto­ra tezi, 2000), Mü Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 41 -42, 43, 46, 49; Vecîhî Hasan, Tarih (nşr. Buğra At­sız, Das Osmanİsche Reich um die Mitle des 17. Jahrhunderts içinde), München 1977, vr. 42°, 64", 65a; Evliya Çelebi, Seyahatname, I, 283; V, 52-53; Abdurrahman Abdi Paşa Vekâyi'nâme'-si (haz. Fahri Çetin Derin, doktora tezi, 1993), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 22, 24, 37, 39, 42, 65-68, 71, 72-73, 74, 75; Hezârfen. Telhîsü'l-be-yan,s. 191; Naîmâ, Târih, IV, 382; V, 11,34-36, 235 vd., 247 vd., 262-263, 278, 297; VI, 99, 102-103, 138, 149, 154; Silâhdar. Târih,!, 26 vd., 30, 32, 35, 107; Hadîkatü'l-uûzerâ, s. 102-103; Şey­hî, Vekâyiu'l-fuzalâ, I, 602; îsâzâde Târihi (haz. Ziya Yılmazer), İstanbul 1996, s. 19-20, 21, 24, 28; Râmizpaşâzâde Mehmed İzzet, Hartta-i Ka-pûdânârt'i Derya, İstanbul 1285, s. 64-65; Ham-mer (Atâ Bey), X, 253; Uzunçarşılı, Osmanlı Tari­hi, III/l, s. 248, 263, 290, 334-335, 339; III/2, s. 411-412; Dânişmend, Kronoloji", III, 418,421; V, 271, 272-273; Mehmet Zeki Pakalın, Maliye Teş­kilâtı Tarihi (J442-1930), Ankara 1978, I, 355-375; Ali Arslan. "Sumazen Mustafa Paşa", TD, sy, 35(1994), s. 151-165.


Logged

Robot Linkler
Altarnatif Linkler
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 14312


View Profile
Re: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
« Posted on: 04 Eylül 2010, 17:11:43 »

Logged
Etiket: merzifonlu kara mustafa paşa Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: